Belgenin varlığı neden yeterli değildir?
Türkiye’de çevresel izin ve sonraki süreçte oluşabilecek riskler, şirketin sahip olduğu belgeyle sıfıra indirilememektedir. Çevre izin ve lisans belgelerinin doğru faaliyet ve kapasiteye dayanması, güncel tesisi kapsaması, doğru işletmeci adına düzenlenmesi ve belge eklerinde belirtilen koşulların fiilen yerine getirilmesi gerekmektedir.
Belge ile fiilî tesisin karşılaştırılması
Şirketin çevre izinlerinin tam olduğu yönündeki beyanı tek başına yeterli değildir. Beyanın; izin dosyası, kapasite raporu, proses akım şeması, makine ve baca listeleri, üretim kayıtları ve gerektiğinde saha incelemesiyle doğrulanması gerekmektedir. Türkiye’de çevresel izin riski çoğu zaman belgenin tamamen yokluğundan değil, belge ile fiilî tesis arasındaki farklılıktan doğmaktadır.
Danıştay kararlarının gösterdiği yaklaşım
Danıştay 6. Dairesinin 4 Mart 2021 tarihli, E. 2019/12566 ve K. 2021/3153 sayılı kararında, çevre iznine tabi olduğu hâlde gerekli belge alınmadan işletilen tesis hakkında uygulanan idarî para cezası hukuka uygun bulunmuştur. Danıştay 6. Dairesinin 18 Şubat 2021 tarihli, E. 2019/13500 ve K. 2021/2126 sayılı kararında ise tesisin izin kapsamına girip girmediğinin kapasite verileri somut biçimde araştırılarak ve tereddüde yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Hukukî sonuç
Yanlış izin kapsamı veya belge ile fiilî tesis arasındaki ayrışma; idarî para cezası, izin belgesinin yeniden değerlendirilmesi, belgenin iptali ve faaliyetin kısmen veya tamamen durdurulması sonuçlarını doğurabilir. Çevreye zarar verilmesi hâlinde giderim ve tazminat yükümlülükleri; ilgili suç tipinin koşullarının oluşması hâlinde ceza soruşturması ayrıca gündeme gelebilir. Bu nedenle asıl soru, mevcut belgenin bugün tesiste fiilen yürütülen faaliyeti, kapasiteyi, prosesleri, emisyon ve deşarj noktalarını ve gerçek işletmeciyi kapsayıp kapsamadığıdır.
Hukukî kaynaklar
Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliği