ANALİZ · 22 Eylül 2024
İşletmelerde Çevresel Yetki Devri ve Hukuka Aykırı Emir: Alman ve Türk Hukukunda Gözetim Sorumluluğu
Çevresel yükümlülüklerin uzman personele devredilmesi, yönetici bakımından bir sorumsuzluk alanı yaratmamaktadır. Hiyerarşik işletme yapısında ceza sorumluluğu; emrin niteliği, bilgi üstünlüğü, fiil hâkimiyeti, personel seçimi ve gözetim yükümlülükleri dikkate alınarak kişiselleştirilmelidir.
Hukuka aykırı emir ve sorumluluğun kuruluşu
İşletmelerde çevreye zarar veren davranışlar çoğu kez hiyerarşik bir karar ve uygulama zinciri içinde gerçekleşmektedir. Üst konumdaki kişinin astına hukuka aykırı bir emir vermesi hâlinde sorumluluk, salt astlık-üstlük ilişkisine değil, genel faillik ve şeriklik kurallarına göre belirlenmektedir. Emri verenin fiil üzerindeki hâkimiyeti, uygulayıcının bilgi ve irade durumu ile suç tipinin özellikleri somut olayda ayrı ayrı incelenmelidir.¹
Bilgi üstünlüğü ve dolaylı faillik
Amirin astından daha fazla bilgiye sahip olmasına rağmen çevresel hukuka aykırılığı gizlemesi; gerekli izin veya ruhsat mevcut olmadığı hâlde varmış gibi davranması ya da eksik bilgiyle idarî makamdan izin alınmasını sağlaması, dolaylı faillik bakımından önem taşımaktadır. Astın maddî hatasından yararlanılarak suçun tipik hareketi gerçekleştirildiğinde, arkadaki kişinin bilgi üstünlüğü fiil hâkimiyetinin temelini oluşturabilmektedir. Alman çevre ceza hukukunda hukuka aykırı idarî izin ile uygulayıcı arasındaki ilişki de bu bağlamda tartışılmaktadır.²
Türk hukukunda hukuka aykırı emir ve baskı
Türk hukukunda özel işletmedeki amirin talimatı, kural olarak TCK m. 24 anlamında yetkili merciden verilen ve yerine getirilmesi görev gereği zorunlu bir emir değildir. Ayrıca konusu suç teşkil eden emir bakımından TCK m. 24/3, emri veren ile yerine getireni birlikte sorumlu tutmaktadır. İşten çıkarma tehdidi veya ekonomik baskı da kendiliğinden TCK m. 28’de aranan karşı konulamayacak veya kurtulunamayacak cebir ya da ağır ve muhakkak tehdit düzeyine ulaşmamaktadır. Buna karşılık somut olayda bu yoğunluğa ulaşan bir zorlama veya TCK m. 30 kapsamında hata mevcutsa failin bilgi ve irade durumu ayrıca değerlendirilmelidir. Azmettirme, yardım etme ve dolaylı faillik ihtimalleri şüpheden sanık yararlanır ilkesi gözetilerek birbirinden ayrılmalıdır.
Yetki devri sorumluluğu ortadan kaldırır mı?
Yöneticinin çevresel görevleri uzman personele devretmesi, kural olarak sorumluluğun bütünüyle sona ermesi anlamına gelmemektedir. Devreden kişi bakımından uygun personeli seçme, açık talimat verme ve yeterli gözetimi sağlama yükümlülükleri devam etmektedir. İş bölümü bu nedenle sorumluluğu yalnız aktarmamakta; devreden ve devralan bakımından farklı içerikte yükümlülükler meydana getirmektedir. Öğretide bu sonuç, sorumluluğun çoğaltılması ilkesiyle açıklanmaktadır.³
Devredilemeyen organizasyon görevleri
İşletmenin genel organizasyonuna ilişkin çekirdek görevlerin devredilmesi mümkün değildir. Çevresel risklerin raporlanmasını sağlayacak sistemin kurulması, yetki ve sorumlulukların açıkça tanımlanması, kritik ihlâllerde yönetimin bilgilendirilmesi ve denetim mekanizmasının işler tutulması üst yönetimin organizasyon sorumluluğu kapsamında kalmaktadır.⁴
Türk hukukunda yetki devrinin sınırı
Türk hukukunda yetki devri, ceza sorumluluğunu otomatik olarak devreden genel bir kurum değildir. TCK m. 20’deki şahsî sorumluluk ilkesi gereğince yönetici yalnız unvanı veya başkasının fiili nedeniyle cezalandırılamaz. Buna karşılık görev kaynağı sektörel çevre mevzuatından, şirket içindeki fiilî iş bölümünden, sözleşmeden veya tehlike alanının gerçekten üstlenilmesinden doğuyorsa; seçme, bilgilendirme, gözetim ve müdahale yükümlülüklerinin ihlâli bireysel isnat bakımından dikkate alınabilmektedir. Bunun için uygulanabilir suç tipinin ihmâlî davranışa elverişliliği ve kanunilik ilkesi ayrıca gözetilmelidir.
Gözetim yükümlülüğünün sınırları
Gözetim yükümlülüğü, yöneticinin astlarının bütün davranışlarından sonuç sorumluluğu taşıdığı biçiminde yorumlanamaz. Ceza sorumluluğunun belirlenmesinde fiilî görev dağılımı, yöneticinin uzmanlık alanı, bilgiye erişimi ve somut müdahale imkânı esas alınmalıdır. Kimseden fiilen gerçekleştirmesi mümkün olmayan bir davranış beklenemeyeceği gibi, yalnızca unvan veya organizasyon şemasındaki konum da garantörlüğün kapsamını tek başına belirleyemez.⁵
Gözetim kusurundan bireysel isnada
Personel seçimindeki ağır özensizlik, çevresel ihlâl işaretlerine rağmen denetim yapılmaması veya bilinen bir tehlike kaynağının kontrolsüz bırakılması, somut yükümlülüğün ihlâlini oluşturabilmektedir. İhmâlî sorumluluk için kanunî suç tipinin bütün unsurları, neticenin önlenebilirliği, nedensellik ve kusur koşulları ayrıca bulunmalıdır. Alman hukukunda StGB § 13 ve OWiG § 130 üzerinden geliştirilen çözüm, Türk hukukuna sonuçlarıyla birlikte doğrudan aktarılamaz; fakat görevlerin açık dağıtılması ve gözetim eksikliğinin kişiselleştirilmesi bakımından karşılaştırmalı bir model oluşturmaktadır.⁶
Kurumsal çevre uyumu bakımından sonuç
Etkili bir çevresel uyum düzeni, yetki devrini yazılı görev tanımıyla sınırlamamalıdır. Görevin gerektirdiği uzmanlığın denetlenmesi, raporlama eşiklerinin belirlenmesi, olağan dışı ölçüm ve şikâyetlerin üst yönetime taşınması, verilen talimatların izlenebilir olması ve müdahale yetkisinin fiilen kullanılabilmesi sağlanmalıdır. Sonuç olarak dikey iş bölümünde sorumluluk, “emri ast uyguladı” veya “görev uzmana devredildi” açıklamalarıyla sona ermemektedir. Belirleyici olan; hukuka aykırı emir, bilgi üstünlüğü, seçim ve gözetim yükümlülüğü, organizasyon kusuru ve somut müdahale imkânıdır. Ceza hukukuna uygun değerlendirme, hem kurumsal hiyerarşiyi görmekte hem de sorumluluğu kişiselleştirmektedir.
Dipnotlar
- 1. Saliger, Umweltstrafrecht, s. 73–74; Achenbach/Ransiek, Wirtschaftsstrafrecht, s. 32; Müller-Gugenberger/Bieneck/Schmid, Wirtschaftsstrafrecht, s. 871.
- 2. OLG Frankfurt, 22.5.1987 – 1 Ss 401/86, NJW 1987, s. 2753 (özellikle s. 2757); Achenbach/Ransiek, Wirtschaftsstrafrecht, s. 32.
- 3. Saliger, Umweltstrafrecht, s. 74; Kloepfer/Heger, Umweltstrafrecht, s. 58.
- 4. Saliger, Umweltstrafrecht, s. 74; MüKoStGB/Schmitz, Vor §§ 324 vd., pn. 134.
- 5. MüKoStGB/Schmitz, Vor §§ 324 vd., pn. 134.
- 6. Kloepfer/Heger, Umweltstrafrecht, s. 58; Busch/Iburg, Umweltstrafrecht, s. 87; MüKoStGB/Schmitz, Vor §§ 324 vd., pn. 134.