İçeriğe geç
Lex ViaInstitute

ANALİZLER

Emisyon Manipülasyonunu Öğrenen Yönetici Satışları Durdurmazsa

Stadler kararı, çevreye ilişkin teknik bir manipülasyonun dolandırıcılık, yönetici sorumluluğu ve şirket içi compliance üzerinden nasıl cezai sonuç doğurabileceğini göstermektedir.

Dieselgate kapsamında eski Audi Yönetim Kurulu Başkanı Rupert Stadler hakkında verilen karar, çevre mevzuatına aykırı teknik bir uygulamanın ekonomik ceza hukuku ve yönetici sorumluluğu üzerinden nasıl cezai sonuç doğurabileceğini göstermektedir.

Davanın temelinde, bazı V6 ve V8 dizel motorlarda kullanılan ve emisyon değerlerini test koşullarında olduğundan düşük gösteren yazılımlar bulunmaktadır. Stadler’in yazılımın geliştirilmesine veya araçlara yerleştirilmesine katıldığı kabul edilmemiştir. Sorumluluğu, manipülasyon ihtimalini öğrendikten sonra satışları zamanında durdurmamasına ve gerekli bilgilendirmeyi sağlamamasına dayandırılmıştır.

Öğrenme anı neden belirleyicidir?

Münih II Eyalet Mahkemesine göre Stadler, en geç Temmuz 2016’da bazı araçlardaki emisyon değerlerinin manipüle edilmiş olabileceğini fark edebilecek durumdaydı. Buna rağmen satışlar 2018 yılının başına kadar devam etmiştir.

Stadler, yargılama sırasında alıcıların zarara uğratılmasını mümkün gördüğünü ve bunu kabullendiğini açıklamıştır. Mahkeme, Alman Ceza Kanunu’nun ihmali davranışa ilişkin § 13 hükmü ile dolandırıcılığı düzenleyen § 263 hükmünü birlikte uygulamıştır.

Karar, yöneticinin sorumluluğu bakımından yalnız ne bildiği sorusunun yeterli olmadığını göstermektedir. Bilginin hangi tarihte ve hangi güvenilirlik düzeyinde elde edildiği, yöneticinin müdahale yetkisi ve şirket içindeki karar akışı ayrıca önem taşımaktadır. Bu unsurlar arasındaki sınır, cezai sorumluluk ile yalnızca kurumsal yönetim eksikliği arasındaki ayrımı belirlemektedir.

Karar ve şirket hakkındaki yaptırım

Münih II Eyalet Mahkemesi, 27 Haziran 2023 tarihinde Stadler’i 17.177 araç satışıyla bağlantılı ihmali davranışla dolandırıcılıktan bir yıl dokuz ay hapis cezasına mahkûm etmiş ve cezanın infazını ertelemiştir. Ayrıca 1,1 milyon avro ödeme yükümlülüğü getirilmiştir.

Federal Yüksek Mahkeme, 16 Aralık 2025 tarihli ve 1 StR 270/24 sayılı kararıyla temyiz başvurularını reddetmiş; böylece mahkûmiyet kesinleşmiştir. Bununla birlikte BGH, esasa ilişkin ayrıntılı bir gerekçe yayımlamamıştır.

Audi AG hakkında ise yöneticilerin ceza sorumluluğundan ayrı olarak §§ 30 ve 130 OWiG kapsamında 800 milyon avro tutarında idarî para cezası uygulanmıştır. Böylece aynı olayda şirketin organizasyon sorumluluğu ile gerçek kişilerin ceza sorumluluğu birbirinden ayrılmıştır.

Türk hukukunda aynı sonuca ulaşılabilir mi?

Türk Ceza Kanunu’nda Alman StGB § 13’e karşılık gelen ve bütün suçlara uygulanabilen genel bir ihmali davranış hükmü bulunmamaktadır. Bununla birlikte TCK m. 157’deki hile kavramının, belirli hâllerde hukuken açıklama yapmakla yükümlü kişinin susmasını da kapsayıp kapsamadığı tartışılmaktadır.

Bu nedenle benzer bir olayda Türk hukukundaki sonuç kendiliğinden ortaya çıkmamaktadır. Yöneticinin yalnız görevi nedeniyle mi, yoksa bilgi, yetki ve somut davranışları üzerinden mi sorumlu tutulabileceği ayrıca incelenmelidir. Şirket içindeki teknik bilgi ile yönetim kararı arasındaki bağlantının nasıl kurulacağı ise değerlendirmenin en kritik noktalarından biridir.

Alman ve Türk hukukları arasında benzer görünen, fakat sonucu değiştirebilen yapısal farklılıklar bulunmaktadır. Bu farklılıklar; sektör, yöneticinin görev alanı, bilgi akışı ve şirket içindeki müdahale araçları birlikte incelenmeden sağlıklı biçimde değerlendirilemez.

Sonuç

Stadler kararı klasik anlamda bir çevre suçu kararı değildir. Bununla birlikte çevreye ilişkin teknik bir manipülasyonun dolandırıcılık, yönetici sorumluluğu ve şirket içi compliance üzerinden cezai sonuç doğurabileceğini göstermektedir.

Kararın şirketler bakımından verdiği asıl mesaj açıktır: Hukuka aykırılığın ortaya çıkmasından sonra kimin, ne zaman ve nasıl harekete geçmesi gerektiği önceden belirlenmemişse teknik bir sorun yönetici sorumluluğuna dönüşebilir. Ancak bu sorumluluğun hangi kişiye ve hangi hukukî gerekçeyle yüklenebileceği, şirketin organizasyon ve karar yapısı incelenerek ayrıca belirlenmelidir.

Hukukî kaynaklar

BGH, 16.12.2025 – 1 StR 270/24

Alman Ceza Kanunu § 13 – İhmali davranış

Alman Ceza Kanunu § 263 – Dolandırıcılık

Alman Kabahatler Kanunu § 30 – Tüzel kişilere para cezası

Alman Kabahatler Kanunu § 130 – Gözetim yükümlülüğünün ihlali

Audi AG hakkındaki idarî yaptırım açıklaması

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu