İçeriğe geç
Lex ViaInstitute

ANALİZLER

Çevre Ceza Hukuku Reformu

Etkili çevre ceza hukuku, ağır ceza tehditlerinden daha fazlasını gerektirmektedir: Çevre ceza hukukunun doğasına uygun tehlike suçu yapısında suç tipleri, şirketlerde sorumluluk ve etkili soruşturma tedbirleri ile maddi ve şeklî hukukta bütüncül bir reform öngörülmelidir.

Etkili çevre ceza hukuku, ağır ceza tehditlerinden daha fazlasını gerektirmektedir: Çevre ceza hukukunun doğasına uygun tehlike suçu yapısında suç tipleri, şirketlerde sorumluluk ve etkili soruşturma tedbirleri ile maddi ve şeklî hukukta bütüncül bir reform öngörülmelidir.

Türk çevre ceza hukukunun yapısal sorunları yeni değildir. 2015 yılında yayımlanan Çevreye Karşı Suçlar – Türk ve Alman Çevre Ceza Hukukunda Güncel Sorunlar başlıklı çalışmamızda, 2008/99/AT sayılı Çevrenin Ceza Hukuku Yoluyla Korunması Yönergesi de esas alınarak Türk çevre ceza hukukunun yeniden yapılandırılmasına ilişkin öneriler geliştirilmiştir. Aradan geçen sürede çevre ve iklim hukukunun ulaştığı aşama ile Avrupa Birliği hukukundaki gelişmeler birlikte değerlendirildiğinde, Türk çevre ceza hukukunda kapsamlı bir reform zamanının çoktan geldiği görülmektedir.

Daha önceki çalışmalarımızda çevre ceza hukukunun üç temel yapısal sorunu üzerinde durulmuştur. İlk sorun, suç tiplerinin maddi uygulama alanıdır. Çevre bakımından tehlikeli her madde hukuken “atık” niteliği taşımadığından, ceza normunun yalnız atık kavramına bağlanması koruma alanında boşluk yaratabilmektedir. İkinci sorun, özellikle ağır taksirle gerçekleştirilen çevresel ihlallerin ceza hukuku tarafından ne ölçüde kapsandığıdır. Üçüncü sorun ise işletme bünyesinde gerçekleşen çevre suçlarında sorumluluğun nasıl belirleneceğidir. Şirketin veya yöneticilerin yalnız kurumsal konumları nedeniyle sorumlu tutulması yerine; karar, yetki, gözetim ve bilgi akışının izlenerek fiil üzerinde gerçekten etkili olan sorumluluk alanlarının belirlenmesi gerekmektedir.

(AB) 2024/1203 sayılı Çevrenin Ceza Hukuku Yoluyla Korunması Yönergesi bu tartışmayı önemli ölçüde ileri taşımıştır. Yönerge, çevre suçlarının kapsamını genişletmekte; belirli fiillerin en azından ağır taksirle gerçekleştirilmesi hâlinde suç olarak düzenlenmesini istemekte ve tüzel kişilerin sorumluluğu ile bunlar hakkında etkili, orantılı ve caydırıcı yaptırımlar öngörmektedir. Özellikle ağır ve uzun süreli çevresel zararlara yol açan fiiller bakımından nitelikli suç yaklaşımının benimsenmesi, çevresel zararın ağırlığını ceza hukuku sistematiğinin merkezine taşımaktadır.

Ancak Yönerge'nin önemi yalnız yeni suç tiplerinde aranmamalıdır. Çevre ceza hukukunun uygulama sorunu da doğrudan düzenleme konusu yapılmıştır. Etkili ve orantılı soruşturma araçlarının sağlanması, soruşturma ve kovuşturma makamlarının yeterli teknik ve teknolojik kaynaklarla donatılması, uzmanlaşmanın geliştirilmesi, hâkim, savcı, kolluk ve ilgili makamların düzenli eğitimi ile ulusal çevre suçlarıyla mücadele stratejilerinin oluşturulması öngörülmektedir.

Bu yaklaşım önemlidir. Çevre suçlarında kirlenmenin kaynağının, zamanının ve nedensellik ilişkisinin belirlenmesi kadar, işletme içindeki karar süreçlerinin ve gerçek sorumluluk merkezlerinin ortaya çıkarılması da gerekmektedir. Etkili çevre ceza hukuku, meydana gelen çevresel zarar nedeniyle şirketi veya yöneticiyi doğrudan sorumlu ilan eden bir sonuç sorumluluğuna dönüşmemelidir. Teknik deliller; kimin hangi bilgiye sahip olduğunu, hangi kararı verdiğini, hangi riski önleyebilecek konumda bulunduğunu ve somut ihlal üzerinde kimin etkili olduğunu ortaya koymalıdır. Böyle bir yaklaşım çevrenin korunmasını güçlendirdiği gibi, kusuru bulunmayan şirket ve yöneticilerin ceza hukukunun sınırları içinde korunmasını da sağlamaktadır.

İyi yazılmış bir suç tipi, onu uygulayabilecek soruşturma yapısı bulunmadığında çevreyi korumamaktadır; kötü yürütülen bir soruşturma ise gerçek sorumluyu belirleyemediği ölçüde hem çevrenin hem de şüpheli veya sanığın hukukunu zedelemektedir.

(AB) 2024/1203 sayılı Yönerge, Avrupa Birliği üyesi devletlerin iç hukuklarının uyumlaştırılmasına yönelik olup Türkiye bakımından doğrudan uygulanabilir bir düzenleme niteliği taşımamaktadır. Bununla birlikte Yönerge, Türk çevre ceza hukukunun reformu bakımından güncel ve önemli bir karşılaştırmalı hukuk ölçütü oluşturmaktadır. Artık mesele yalnız mevcut suçların cezalarının artırılması değildir. Suç tiplerinin çevre ceza hukukunun kendine özgü tehlike yapısına uygun biçimde yeniden ele alınması; ağır taksir, şirketlerde sorumluluk, teknik delil, uzmanlaşma ve etkili soruşturma araçlarının maddi ve şeklî ceza hukuku birlikte düşünülerek düzenlenmesi gerekmektedir.

2015 yılında işaret edilen reform ihtiyacı bugün çok daha belirgindir. Çevre ve iklim hukukunun geldiği aşamada Türk çevre ceza hukukunda reform zamanı çoktan gelmiştir. Bu reformun amacı daha fazla kişiyi cezalandırmak değil, çevresel ihlali zamanında ortaya çıkarmak ve sorumluluğu doğru belirlemektir. Etkili bir çevre ceza hukuku, çevrenin korunması ile ceza hukukunun kusur ve şahsilik ilkeleri arasında tercih yapmak zorunda değildir; aksine her ikisini aynı sistem içinde güvence altına almalıdır.

Hukuki Kaynaklar

Aygörmez, Gülsün Ayhan, Çevreye Karşı Suçlar – Türk ve Alman Çevre Ceza Hukukunda Güncel Sorunlar, Yetkin Yayınları, Ankara 2015. https://www.legalkitabevi.com/cevreye-karsi-suclar-turk-ve-alman-cevre-ceza-hukukunda-guncel-sorunlar.htm

Avrupa Parlamentosu ve Konseyinin 19 Kasım 2008 tarihli 2008/99/AT sayılı Çevrenin Ceza Hukuku Yoluyla Korunması Yönergesi. https://eur-lex.europa.eu/eli/dir/2008/99/oj

Avrupa Parlamentosu ve Konseyinin 11 Nisan 2024 tarihli (AB) 2024/1203 sayılı Çevrenin Ceza Hukuku Yoluyla Korunması Yönergesi. https://eur-lex.europa.eu/eli/dir/2024/1203/oj