Kararın konusu
Alman Federal Anayasa Mahkemesi, 2019 tarihli Federal İklim Koruma Kanunu’nu incelemiştir. Mahkeme, Kanun’un tamamını veya 2030 yılına ilişkin azaltım hedefini iptal etmemiştir. Anayasaya aykırılık, 2031 sonrasındaki azaltım yolunun zamanında ve yeterince belirli düzenlenmemesinde bulunmuştur. Kanun koyucuya yeni düzenleme yapması için 31 Aralık 2022 tarihine kadar süre verilmiştir.
Bugünün emisyonu, yarının özgürlüğü
Atmosfere bugün bırakılan her ilave CO₂ miktarı, gelecekte kullanılabilecek karbon bütçesini azaltmaktadır. Karbon bütçesinin büyük bölümünün bugünkü kuşak tarafından tüketilmesi hâlinde, iklim nötrlüğüne ulaşabilmek için gelecekte çok daha sert ve ani sınırlamalar gerekebilir. Üretim, ulaşım, enerji kullanımı ve günlük yaşam emisyonlarla bağlantılı olduğundan bu sınırlamalar hemen bütün özgürlük alanlarını etkileyebilir.
Mahkeme bu durumu, bugünkü emisyon düzenlemelerinin gelecekteki temel haklar üzerinde meydana getirdiği “müdahaleye benzer ön etki” üzerinden değerlendirmiştir. Temel haklar böylece yalnız bugünkü müdahalelere karşı değil, özgürlük kayıplarının tek taraflı biçimde geleceğe aktarılmasına karşı da koruma sağlamaktadır.
İklim korumasının anayasal boyutu
Alman Anayasası’nın 20a maddesi, devlete doğal yaşam temellerini gelecek kuşaklara karşı sorumluluk içinde koruma görevi yüklemektedir. Hüküm yargısal denetime elverişlidir; ancak bağımsız bir “iklim temel hakkı” tanımamakta ve iklim korumasına bütün diğer menfaatler karşısında mutlak üstünlük vermemektedir.
Kararın asıl vurgusu daha sınırlı fakat güçlüdür: İklim koruma yükü kuşaklar arasında ölçüsüz biçimde dağıtılamaz. Ciddi veya geri döndürülemez zarar ihtimali söz konusu olduğunda bilimsel belirsizlik de devletin hareketsiz kalmasını haklı göstermez.
Özgürlük için erken dönüşüm
Uzun vadeli ve öngörülebilir azaltım hedefleri, bireylerin ve işletmelerin dönüşümü zamanında planlayabilmesine imkân vermektedir. Mahkeme belirli bir iklim politikası emretmemiş ve şirketlere doğrudan yükümlülük getirmemiştir. Bununla birlikte erken ve açık bir hukukî çerçevenin yalnız iklim korumasına değil, planlama ve yatırım güvenliğine de hizmet ettiğini göstermiştir.
Türk hukuku bakımından
Karar Türk hukuku bakımından bağlayıcı değildir. Ancak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 56. maddesi sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını güvence altına almaktadır. Karar, bugünkü iklim tercihlerinin gelecekteki yaşam ve özgürlük koşulları üzerindeki etkisinin anayasal denetimde dikkate alınıp alınamayacağı konusunda önemli bir karşılaştırmalı hukuk ölçütü sunmaktadır.
Temel soru güncelliğini korumaktadır: Bir kuşak, iklim koruma yükünü sonraki kuşakların özgürlüğünü ağır biçimde daraltacak ölçüde geleceğe bırakabilir mi?
Hukukî Kaynaklar
Alman Federal Anayasa Mahkemesi, 24 Mart 2021 tarihli karar – 1 BvR 2656/18 ve diğerleri: https://www.bundesverfassungsgericht.de/SharedDocs/Entscheidungen/EN/2021/03/rs20210324_1bvr265618en.html
Alman Federal Anayasa Mahkemesinin 29 Nisan 2021 tarihli resmî basın açıklaması: https://www.bundesverfassungsgericht.de/SharedDocs/Pressemitteilungen/EN/2021/bvg21-031.html
Alman Anayasası, Madde 20a: https://www.gesetze-im-internet.de/gg/art_20a.html
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Madde 56: https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.2709.pdf