İçeriğe geç
Lex ViaInstitute

ANALİZLER

Anayasal Paradoks: Çevre Hakkının Bireysel Başvuruda Dolaylı Korunması

Anayasa m. 56 çevre hakkını açıkça tanımaktadır. Buna rağmen bireysel başvuruda koruma, özel hayat ve maddî-manevî varlığın korunması gibi ortak koruma alanındaki haklar üzerinden kurulmaktadır.

Açık hak, dolaylı başvuru yolu

Anayasa m. 56, herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını güvence altına almaktadır. Buna karşılık bireysel başvuruda yalnız Anayasa ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ortak koruma alanında bulunan haklar incelenebilmektedir. AİHS bağımsız ve genel bir çevre hakkı içermediğinden, çevresel zarar iddiası yalnız m. 56’ya dayanılarak doğrudan denetlenmemektedir.

Çevresel etkiler bu nedenle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı, konutun korunması ile maddî ve manevî varlığın korunması üzerinden anayasa yargısına taşınmaktadır. Bu yöntem gerçek bir koruma sağlamakla birlikte çevresel etkinin kişiselleştirilebilir, somut ve yeterince ağır olmasını gerektirmektedir.

D.Ö. (4): ağırlık eşiği aşılmadı

Gece davul çalınması nedeniyle gürültüye ilişkin D.Ö. (4) kararında Mahkeme, etkinin Anayasa m. 20 güvencelerini harekete geçirecek asgarî ağırlığa ulaşmadığı sonucuna varmıştır. Başvuru esastan incelenerek “ihlal yok” kararıyla sonuçlanmamış; açıkça dayanaktan yoksun bulunarak kabul edilemez ilan edilmiştir. Karar, çevresel şikâyetlerde yoğunluk, süre ve fiziksel ya da psikolojik sonuçların neden belirleyici olduğunu göstermektedir.

AYM, D.Ö. (4), B. No: 2014/3735, 12.6.2018: https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/BB/2014/3735

Baz istasyonu: kabul edilebilir, fakat ihlal yok

Hüseyin Tunç Karlık ve Zahide Şadan Karluk başvurusunda baz istasyonunun elektromanyetik alanlarının sağlık üzerindeki etkileri incelenmiştir. Şikâyet kabul edilebilir bulunmuş, ancak Anayasa m. 17 ve m. 20’nin ihlal edilmediğine karar verilmiştir. Teknik ölçümlerin sınır değerlere uygun olması, bilimsel nedensellik bağının yeterince gösterilememesi ve derece mahkemelerinin bilirkişi incelemesi yaptırmış olması belirleyici olmuştur.

Kararın önemi yalnız sonuçta değildir. Mahkeme; devletin çatışan menfaatler arasında adil denge kurma, gerekli koruma tedbirlerini alma ve etkilenen kişilere bilgi, katılım ve etkili inceleme imkânı sağlama yükümlülüklerini kabul etmektedir. AYM, B. No: 2013/6587, 24.3.2016: https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/BB/2013/6587

HES projesi: etkili yargısal inceleme yapılmadı

Mehmet Kurt kararında “ÇED gerekli değildir” kararı verilen bir hidroelektrik santral projesinin etkileri gündeme gelmiştir. Mahkeme, başvurucunun çevre ve sağlık üzerindeki sonuçlara ilişkin esaslı itirazlarının derece mahkemelerince gerekli özenle değerlendirilmediğini tespit etmiş ve Anayasa m. 17’de korunan maddî ve manevî varlığın korunması hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Bu karar yaşam hakkı ihlali kararı değildir. İhlal, maddî ve manevî varlığın korunması hakkı bakımından ve etkili bir yargısal değerlendirmenin yapılmaması nedeniyle kurulmuştur. Yeniden yargılama yoluna hükmedilmiştir. AYM, Mehmet Kurt [GK], B. No: 2013/2552, 25.2.2016: https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/BB/2013/2552

İliç kararı: felaketten önce saptanan inceleme eksikliği

Eşref Demir başvurusu, İliç’teki Çöpler Altın Madeni kapasite artışına ilişkin ÇED olumlu kararını konu almaktadır. Mahkeme; bilirkişi heyetinde ziraat mühendisi bulunmamasını, mera alanları ile tarım ve hayvancılık üzerindeki etkilerin yeterince araştırılmamasını ve belirleyici itirazların karşılanmamasını eleştirerek Anayasa m. 20 kapsamındaki özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. Giderim olarak yeniden yargılama öngörülmüştür.

Karar 1 Kasım 2023’te verilmiş, 16 Ocak 2024’te yayımlanmış; 13 Şubat 2024’teki maden faciasından önce çevresel risk incelemesinin yüzeysel kaldığını anayasal düzeyde ortaya koymuştur. Bununla birlikte bu kronolojiden Mahkeme kararı ile sonraki facia arasında doğrudan hukukî nedensellik sonucu çıkarılamaz. AYM, Eşref Demir, B. No: 2020/12802, 1.11.2023: https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/BB/2020/12802

Kars Çayı: uzun süreli kirlilik ve etkisiz giderim

Belgüzar Çimendağ ve Memet Erdagöz kararında Kars Çayı’na yıllar boyunca arıtılmadan bırakılan kanalizasyon ve mezbaha atıkları incelenmiştir. Kirlilik bilimsel olarak saptandığı hâlde sağlık risklerinin ve enfeksiyon hastalığı iddialarının gereği gibi değerlendirilmemesi, ayrıca manevî tazminat ve mirasçılık meselesinin yeterli gerekçeyle ele alınmaması nedeniyle Anayasa m. 20’deki özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.

Mahkeme doğrudan manevî tazminat ödememiş; ihlalin sonuçlarının giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasına hükmetmiştir. Makul sürede yargılanma şikâyeti ise Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmediğinden kabul edilemez bulunmuştur. AYM, Belgüzar Çimendağ ve Memet Erdagöz, B. No: 2020/25004, 27.2.2025: https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/BB/2020/25004

Sonuç: dolaylı fakat etkili koruma

İçtihat, çevre hakkının bireysel başvuruda doğrudan ve bağımsız bir inceleme ölçütü olmadığını; buna rağmen çevresel zararların özel hayat ve kişilik hakları üzerinden etkili biçimde denetlenebildiğini göstermektedir. Korumanın ana ekseni çoğu kez yalnız maddî sınır değerler değil, risklerin bilimsel olarak araştırılması, ilgililerin sürece katılması ve mahkemelerin belirleyici itirazlara gerekçeli cevap vermesidir.

Anayasal paradoks böylece devam etmektedir: Çevre hakkı açıkça tanınmış, fakat bireysel başvurudaki usulî yolu başka haklara bağlanmıştır. HES, İliç ve Kars Çayı kararları bu dolaylı yolun ihlal tespiti doğurabildiğini; D.Ö. (4) ve baz istasyonu kararları ise kişisel etki, ağırlık ve yeterli inceleme eşiklerinin sonucu değiştirdiğini göstermektedir.